Forum Yazarlarından cemo.bay'ın piyasa öngörülerini buradan takip edebilirsiniz.
    Cevapla  Konu Gönder 
    Finansonline Yazarları 2010 Piyasa Beklentileri
    Yazar Mesaj
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #1
    Finansonline Yazarları 2010 Piyasa Beklentileri

    Finansonline Yazarları 2010 Piyasa Beklentileri

    2010 Volatilite Yılı Olacak! (Ali Ağaoğlu)
    Kısaca 2010 (Belma Öztürkkal)
    Siyasi Risk Ekonomideki İyileşmeyi Bozabilir (Erdal Sağlam)
    2010 Yılının Olası Tablosu (Hurşit Güneş)
    2010: Büyümeye Dönüş, Daha Yüksek Enflasyon, Daha Yüksek Faiz (İnan Demir)
    2010 Beklentileri (Oğuz Büktel)
    Eğer Bir Kürem Olsaydı... (Tanju Görgülü)


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:05:19
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #2
    2010 Volatilite Yılı Olacak! (Ali Ağaoğlu)

    2010 Volatilite Yılı Olacak!

    Bu yıl herkes diken üstünde oturacak.

    Kimseye rahat yok. Uzun vadeli bir pozisyon alayım, bunu uzun süre koruyayım diyenler hop oturup, hop kalkacaklar.

    Temel varsayımım; 2009’da bedava para ve sorunların halı altına süpürülmesi ile yaşanan bahar havasının 2010’un ilk bölümünde bir şekilde düzeltileceği, sonrasında daha mutedil bir yükseliş yaşanacağıdır.

    Sırf baz etkisinden dolayı önümüzdeki yıl, bir çok ekonomi pozitif büyüme rakamları üretecek. Her ne kadar bir çoğu kriz öncesi 5 yıllık ortalamalarından geride kalacak olsa da beklentilerin pozitife dönmesi açısından olumlu algılanacaktır.

    AB ile ABD arasında krizin çözümü konusundaki felsefi tartışmanın bu yıl sonuçlanmasını beklemek hayal olur. AB daha sıkı kontrol edilen bir mali sistem önerirken, ABD bunun yaratıcılığı kısıtladığını iddia ediyor. ABD’nin tercihi aslında Wall Street’in tercihi. Bu tercihe bağlı olarak Fed başta olmak üzere, tüm merkez bankaları piyasadan likidite çekme işini ağırdan alacaktır. Finans dünyasının; “krizin tekrarının maliyeti çok daha yüksek olacağından, iyisi mi bol likiditeye ve teşviklere devam şantajı” korkarım bu yılda da sürecek.

    Global enflasyon endişeleri korkulduğu kadar kısa zamanda gündeme gelmeyecek.

    Likiditenin devamının koşulu ABD’nin boçlanmaya devam edebilmesine bağlı. Bu nedenle ABD’ye borç verme konusunda en ufak bir tereddüt oluşması durumunda sorun çıkacaktır. Bu sorun 2010’da değil ancak daha sonrasında gündeme gelebilecek.

    Lehman kadar olmasa da özellikle gelişmiş ülkelerin finans sektöründen gelebilecek “sürpriz bir batış” haberi yapılan her şeyi berbat edebilir. Hele ki iflâs benzeri bir haber Dubai gibi küçük olmayan bir ülkeden gelecek olur ise şok daha büyük olabilir. Bu konuda İngiltere’nin adını bu yıl sıkça duyuyor olabiliriz. Bunun olmaması için şantajın bir parçası olarak; varlık fiyatlarına konstantre olmuş merkez bankaları(!) başta olmak üzere “karar verenler” herşeyi yapacaklardır.

    Küresel ekonomide 2010 yılın büyümenin yaşandığı, pozitif bir yıl olması beklentisine karşın; tüm dünyada reel ekonomiden ayrışan finansal piyasalarda, yılın ilk çeyreği/yarısında önemli bir düzeltme olması gerektiğini düşünüyorum. Reel ekonomiler, bedava parayla beslenen finansal piyasalara bir türlü yetişemediler, çok gerisinde kaldılar. Bu düzeltme; ikinci V’si birincisine oranla daha kısa olan bir W (aksak W) şeklini andırabilir. Bu olmadığı takdirde “halının altının” çok kalabalıklaşma ihtimali yüksek. Gün gelir halı, altındakileri gizleyemez hale gelebilir.

    Adına “Aksak W” denmese bile önümüzdeki yıl boyunca kısa süreler içinde yüzde 25 aşağı, yüzde 15 yukarı salınan finansal piyasalar göreceğiz. Zira bir yandan büyümenin kanıtları aranacak, diğer yandan bir türlü düşürülemeyen küresel işsizlik, yükselemeyen konut fiyatlarıyla uğraşacağız.

    Büyümenin başlaması konusunda ABD, AB’ye oranla “teknik olarak” daha şanslı görünüyor. AB; İngiltere ve Doğu Avrupa’dan sonra son olarak Yunanistan’la uğraşırken; ABD sorunlarını en azından yüzeyde de olsa çözmüş görünecek. Bu durumda faiz artışında da ABD başı çekecektir. 2009’da hemen herşey doların aleyhine iken bile 1.60’taki bir önceki zirvesine çıkamayan euro, bu yıl dolar karşısında önemli ölçüde gerileyecek. Bu yıl doların yılı olacak. 2009’da doların zaafiyetinden faydalanan euro, bu yıl doların toparlanmasıyla 1.30’ların bile altına inebilir.

    Doların değer kazanması durumunda; 2009’da yıldızı parlayan altını ve doların rezerv para olma özelliğini kaybettiğini 2010’da daha az konuşur olacağız. Yeni rezerv para birimi olurşturma tartışmaları da 2011’e kalabilir.

    Başta Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin AB ve ABD’nin yaratacağı boşluğu doldurması bence zor. Arada ciddi bir “sıklet” farkı var. Yine de gelişmekte olan ülkeler kıvraklıkları ve kriz tecrübeleri sayesinde daha hızlı toparlanacaklardır. Ülkeler arasında krizden çıkma ve büyüme konusunda ciddi farklar olacaktır. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in oluşturduğu BRIC tanımından Rusya çıkabilir; yerine Türkiye, G.Kore veya Meksika dahil edilebilir.

    Türkiye olarak biz kriz tecrübesi, sağlam bankacılık ve düşük borçluluk sebebiyle “şanslı” görülenlerden biri olsak da en büyük ihracat pazarımız AB’deki büyüme konusundaki sorunlar bizi mutlaka olumsuz etkileyecektir.

    İşsizlik tüm dünyada “öncü göstergelerden” biri olacaktır. Bu konudaki veriler gecikmeli toplanıyor olsa da, büyümenin ve talebin sürdürülebilirliği açısından işsizlik verileri daha yakından izleniyor olacak.

    Dünya için bir kaç nokta tahmin:

    Euro/dolar paritesinde 1.4150 ilk ara hedef ki 2009 yılı içinde bile görülebilir. Ardından 1.3650 seviyesi yılın ilk yarısında görülebilir. Bu hareketin ardında yılın ilk yarısında gelebilecek sert bir düzeltme hareketi nedeniyle pozisyon kapanması olur ise doların euro karşısında 1.2850'ye kadar değer kazandığını bile görebiliriz. Sürpriz dip seviye 1.2450 olabilir. 1.5250'nin üzerinde ardışık iki-üç haftalık bir kapanış tüm bu senaryoyu çöpe atar ki o zaman da büyük olasılıkla küresel piyasalarda “ikinci dip vs.” gibi konuları tartışıyor oluruz.

    ABD’nin yüksek stokları, reel ekonomi tarafında pozitif gelişmelerin gecikmesi ve finansal piyasalardaki düzeltme gibi sebeplerle birlikte yılın ilk yarısında ham petrol fiyatlarında 65 dolar seviyelerine doğru bir gerileme yaşanabilir. Yılın ikinci yarısından sonra ise 80-90 dolar bandını konuşuyor olabiliriz.

    Gelelim Türkiye’ye...

    Küresel ekonomi ve likidite koşullarındaki olumluluk bizi de pozitif etkileyecektir. Ancak en büyük ihracat bölgemiz olan AB bölgesinde uzak doğulu rakiplere pazar payı kaybediyor olmamız, euronun değer kaybetmesi ise olumsuz yansıyacaktır. Euro bölgesine ihracat yapanların, 2010 yılında kur risklerini daha dikkatli yönetmeleri gerekecek.

    Kamu maliyesinde 2009’dan kalan sorunlar ve buna bağlı olarak borçlanmanın artmış olması, reel sektör ile devlet arasındaki fon paylaşım meselesini gündeme getirecektir. Ek bir kaynak, yeni doğrudan yatırım gelmediği takdirde; ki bu ihtimaller 2009’dan daha da iyi olmayacaktır; TL faizlerinin genel seviyesinin 2009 kapanışına göre 200-400 baz puan yükselmesi kaçınılmaz olacaktır.

    Yine de önümüzdeki yıl özel sektör tahvillerinin, yeniden piyasalara döndüğü bir yıl olacak. Bu tahviller, tasarruf sahipleri ve yatırımcılar için yeni bir alternatif olacaktır.

    Yılın ilk yarısında “ikinci dip” tarzı sert bir düşüş olmadığı takdirde 2010’da yeni bir IMF anlaşması yapılmayacaktır. Bu da 2010 yılında “çıpa” ihtiyacını arttıracaktır.

    Türkiye için 2010’daki asıl sorun ekonomik olmaktan çok politik olabilir. 3 açılımın aynı anda devreye alınmış olması, bunlardan Kürt açılımının Habur’a takılması, Ermeni açılımının Nisan ayına kadar meclisten geçmesi siyasi gerilimi arttıracaktır.

    Burada yaşanabilecek sorunlar 2010 yılında bir erken seçim ihtimalini arttırabilir. Üstelik bu artış meclis aritmetiğinden değil, ekonomik sorunlar ve de işsizlikten bunalan “sokaktan” bile kaynaklanabilir. Normal tarihi Temmuz 2011 olan seçimin erken alınması durumunda, sonbaharda Türkiye yeni bir genel seçim yaşayabilir. Böylesi bir seçim sürecine girilir ise bunun ekonomiye ve piyasalara etkisi olumsuz olacaktır. Seçim süreci sadece bize has bir süreç de değil. Önümüzdeki iki yıl içinde 47 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede seçim varmış.

    Ancak bizdeki seçimin ABD’nin Kuzey Irak’tan çekilmeye başladığı, İran’ın nükleer konusunda Batı ile çatışmasının arttığı bir döneme denk gelmesi ayrı bir öneme sahip.

    Türkiye’ye dair bazı nokta tahminler:

    İMKB’de bu yıl içinde 41,000-42,500 seviyelerine kadar bir düzeltme olmasının “yerinde olacağını” (böylelikle “geride kalmış boşluklar” da kapanacak), seçim ihtimalinin artması durumunda ise 35,000 seviyelerinin görülmesinin muhtemel olduğunu düşünüyorum.

    Yok her şey yolunda gider; seçimler normal zamanında yapılır, Kuzey Irak’ta ABD ve Kürt yönetimiyle bir “işbirliği anlaşması” imzalanır, Ermenistan açılımında sorun çıkmaz, AB ile bütün “fasıllar” açılır o zaman da değil 58,000; 71,000 bile az gelir...

    Her senenin olmazsa olmazı... Dolar/TL kurlarında 1.4650-1.6350 bandında bir hareket görebiliriz. Bu bandın dışına çıkılmış olması piyasadaki risklerin arttığı anlamına gelecektir. 2011 yılının 1.5850 seviyesinde kapanması da nokta tahminim.

    Yeni yıl hepimize umut ettiklerimizi getirsin...

    Kaynak : Ali Ağaoğlu 29.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:15:56
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #3
    Kısaca 2010 (Belma Öztürkkal)

    Kısaca 2010

    2010 yılı nasıl geçecek?

    2010 yılı dünyada ve Türkiye’de işsizlik oranı düşmeden geçecek gibi görünüyor. Bankalar borç verirken kredibilite hesaplarını daha sıkı yapacaklar. Ülkeler para basmayı ve borçlanmayı artıracaklar. 2010 yılının sonunda enflasyonun yükselmesi ihtimali daha fazla olacak.

    Televizyonda Amerikan başkanı Obama ile ailesinin noel ağacı yanında gülümseyen halini seyrediyorum. Bu gülümseme bana senatonun 2010 yılında yapılacak 445 milyar USD ilave devlet harcamasını onaylamasının rahatlığı gibi geldi. Bu rakamın içerisine savunma harcamaları dahil değil. Devlet kurumları son iki yılda harcamalarını 70% artırmışlar. Zor duruma düşen bankaları rahatlatma programı yani TARP için kullanılacak ilave kaynak da 200 milyar USD olarak planlanıyor.

    Amerika’da bütçe yılı negatif olarak açacak ve 2010 yılında Amerika 2010’da 1.8 trilyon USD ilave borç alacak. Senatör Kent Conrad Amerika’nın borçlarının Gayri Safi Milli Hasıla’nın 114%’ü değerine ulaşabileceğini ve bu rakamın sürdürülebilir olmayacağını belirtiyor. 2011 yılı için harcamaların dondurulması beklenirken başkan Obama krizden halkın harcamaları artırması ile çıkmayı bekliyor. İlave vergiler bekleniyor ayrıca...Bu dönemde zayıf USD Amerika’nın ihracat pazarı için olumlu olacak.

    Fransa’da hükümet 51 milyar USD değerinde bir yatırım planı açıkladı. Bu rakam eğitim ve araştırma geliştirme projelerine kanalize edilecek. Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy’nin açıkladığı plana göre ekonomide orta vadede büyüme hedefleniyor. Özel sektör yatırımları ile yatırım rakamının 88 miyar USD’ye ulaşması hedefleniyor.

    İngiltere’de ise borçlanma ve kamu borçları yüksek devam edecek ve 2014’e kadar kamu borçlarının GSMH’ya oranının düşmesi beklenmiyor.

    Çin başbakanı Jiabao ekonomide güçlenme için otomotiv ve emlak piyasasında tüketimi artırıcı önlemler alıyor.

    Bir iyi gelişme OECD’nin ekonomik beklentiler ile ilgili 30 ülkenin verileri ile hesapladığı öncü göstergeler endeksi, büyük ekonomiler için son açıklanan verilerde yükselen bir gelişim gösterdi.

    Profesör Gülten Kazgan‘ın “Türkiye Ekonomisinde Krizler” kitabı Türkiye’nin her on yılda bir hafif ve her 20 yılda bir şiddetli kriz geçirdiğini söylüyor.

    Yaşadığımız dönemi krizi aşmak üzere geride bırakmayı ve 2010 yılında güzel bir yıl geçirmeyi ümit ederek, sizlere sağlık ve mutluluk getiren iyi bir sene diliyorum.

    Kaynak : Belma Öztürkkal 28.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:18:46
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #4
    Siyasi Risk Ekonomideki İyileşmeyi Bozabilir (Erdal Sağlam)

    Siyasi Risk Ekonomideki İyileşmeyi Bozabilir

    2010 yılının ekonomik gelişmeler açısından özellikle küresel bazda, 2009 yılından daha iyi bir yıl olacağı kesin gibi gözüküyor. Gerçi dalgalanmaların devam ettiği, ülke ve şirketlere ilişkin kötü haberlerin geldiği, büyümenin istendiği kadar canlanmayacağı bir yıl olma ihtimali yüksek ama yine de 2009’dan daha iyi geçeceği beklentisi bir hayli yüksek.

    Yurt içinde yaşanacak ekonomik gelişmeler için ise bu kadar kesin konuşmak bence mümkün değil. Çünkü küresel ekonomideki iyileşmeye karşılık, içeride özellikle siyasi risk nedeniyle, ekonomik iyileşmenin sekteye uğraması, tedirginlik ve belirsizliğin sürmesi nedeniyle, ciddi ekonomik bozulmaların yaşanması tehlikesi mevcut.

    Ancak siyasi gerginlik azalıp, erken seçim ihtimali ortadan kalkarsa, işte o zaman küresel ekonomidekine paralel bir iyileşme izleyebiliriz.

    Küresel bazda bakıldığında, 2010 yılına damga vuracak önemli olayların başında ABD’deki faiz artışına başlanmasını sayabiliriz. Şahsen yıl ortasında, Mayıs-Temmuz arasında FED’in faiz artışlarına başlamasını bekliyorum. Bernanke’nin yeniden seçilmesinden sonra rahatlayacağını, artık yükselişe geçmesi kaçınılmaz olacak enflasyona karşı, geç kalmadan faizleri artırmaya başlayacağını bekleyebiliriz. Burada önemli olan, ekonomiyi etkileyecek unsurlardan biri de, faiz artışlarının dengeli ve kademeli olarak sağlanıp sağlanmayacağı olacak. Yani FED açısından bu kez yeni sınavı, fazla zıplatmadan ve piyasayı bozmadan faiz artış sürecini yönetmek olarak görebiliriz.

    ABD’deki toparlanmanın, başta Avrupa olmak üzere, diğer gelişmiş ülkelerden daha önce başlaması mümkün. Krizden çıkış için şimdiye kadar büyük ölçüde ortak hareket edebilen gelişmekte olan ülkelerin, 2010 yılında artık eskisi kadar birlikte hareket etmesini pek bekleyemeyiz. O nedenle ülkeler arasındaki krizden çıkış performansının farklılaşması, bu çıkışta ülkeler ve şirketler arasında önemli ayrışmaların yaşanması kaçınılmaz olabilir.

    Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın ABD’ye kıyasla daha geriden gelmesi, 2010 yılında bazı Avrupa ülkeleri ve firmalarının sıkıntıya düştüğüne ilişkin haberler beklenebilir.

    ALTIN VE PETROL FİYATLARI

    İşte ABD ekonomisinin güçlenmesi halinde, 2009 yılının gözdesi haline gelen altın fiyatlarının artık eskisi kadar artmayacağını da söyleyebiliriz. 2010 yılında doların euro’ya karşı güç kazanması ciddi bir ihtimal olarak ortaya çıkarken, doların ne kadar güçleneceğine bağlı olarak, 2010 yılı altın fiyatları da belirlenecek.

    Yine toparlanmanın derecesine göre dünya petrol fiyatlarının seyri de belirlenecek.

    Bence, dünya petrol fiyatlarında, hem doların toparlanması hem de büyümede yaşanması beklenen kademeli artış nedeniyle, önemli fiyat artışları yaşanması artık zor görünüyor. Yine altın fiyatlarının da ya mevcut düzeyini koruyacağını ya da bir miktar aşağı gelmesini bekleyebiliriz.

    Bence hem dışarıda hem içeride en kritik göstergelerinden biri büyüme olacak. Büyüme oranlarının küresel bazda düşük kalacağı, krizden çıkışın yavaş olacağı konusunda hemen herkes hemfikir. Ancak bununla birlikte ülkeler arasında toparlanma derecesi açısından da farklılıkların öne çıkması da beklenebilir.

    İşte büyümede yaşanacak bu tempo aynı zamanda piyasaların ve ekonominin performansını da belirleyecek.

    BÜYÜMENİN PİYASALARA ETKİSİ

    Şu kadarını söylemek lazım ki; para piyasalarının 2009’daki kadar rahat ve karlı bir yıl geçirmesi artık çok zor. Piyasalar 2009 kadar iyi olmasa da reel kesimin özellikle küresel bazda, 2009’dan daha iyi olma umudu mevcut. Reel kesimdeki iyileşmenin yeniden para piyasalarına yansıması için ise biraz zaman geçmesi gerekebilir. Çünkü düşük ve kademeli büyüme, ancak bir yıl sonrasında yeniden para piyasalarını olumlu etkileyebilir.

    Ancak reel kesimde beklenen iyileşme olmazsa, yani düşük de olsa canlanma görülmezse işte o zaman geri dönmeyen krediler nedeniyle bankalar daha da zor durumda kalabilir, piyasalar daha da olumsuz etkilenebilir.

    Türkiye açısından bakmak gerekirse, doların dünyada euroya karşı değer kazanmasıyla birlikte içeride de benzer bir hareket görülebilir. Ancak kurların içerideki ortalama düzeyini, yani sepeti tahmin etmeye çalışırken başka unsurlara da bakmak gerekecek.

    Eğer siyasi çatışma havası yumuşarsa, kurların genel seviyesinin 2010 yılında da mevcut düzeylerini koruması beklenebilir. Hatta ileride, umut az görünse de, IMF ile bir anlaşma olduğu takdirde ise kurların daha da aşağı gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Buna karşılık bir erken genel seçim havası esmesi halinde, kurların yukarı doğru gittiğini, TL’nin değer kaybettiğini de görebiliriz. Erken seçim olmasa bile, mevcut siyasi çatışma havasının artarak sürmesi halinde ise, 2010 yılında yine kurların yukarı doğru gittiğini görebiliriz.

    FAİZ ARTIŞININ ZAMANLANMASI

    Faizlerin genel seviyesinde ise 2010 yılında, artık artışın ne derece olacağını konuşmak gerekecek. Merkez Bankası’nın politika faizlerini artık bir süre bu seviyede tutacağı kesin. ABD’deki ve diğer ülkelerdeki faiz artışlarının ne zaman başlayacağına da bağlı olarak, içeride Merkez Bankası’nın faiz artışına ne zaman başlayacağı ise şimdilik meçhul.

    Bankalar, politika faizleri artmadığı takdirde piyasa faizleri için fazla kaygı duymuyorlar. Ancak politika faizleri artmaya başladığında işte o zaman bankalarının Hazine kağıdı için yaptıkları fonlamanın da maliyeti artmış, dolayısıyla zarar yazmaya başlamış olacaklar. Özetle faizlerin düzeyi biraz da küresel faiz hareketine bağlı olacak.

    Özetle; küresel ekonomide dalgalar yaşansa da bir miktar iyileşmenin yaşanacağı bir yıl olacak. Siyasi çatışma havası yumuşadığı takdirde aynı hareketi içeride de yaşarız, küçük küçük ekonomik canlanma başlar. Yatırım araçlarının hareketi de bu büyümeye bağlı olarak gerçekleşir.

    Ancak dediğimiz gibi son dönemde siyasi alanda yaşananlar 2010 yılında Türkiye’yi sıkıntılı bir yılın beklediğini gösteriyor. Siyasi çatışma havasının, şimdi olmasa bile, uzadığı takdirde ekonomiyi çok derinden etkilemesi kaçınılmaz.

    Kaynak : Erdal Sağlam 29.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:21:27
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #5
    2010 Yılının Olası Tablosu (Hurşit Güneş)

    2010 Yılının Olası Tablosu

    Bir yılın olası ekonomik gelişmeleri tahmin ederken öncelikle olası siyasal ortamı değerlendirmek gerekir. Fakat son zamanlarda bunun da önüne çıkan bir etmen oldu: Küresel ortam. Küresel ortam artık içine aldığı ülkelerin ekonomik performansını doğrudan etkiliyor. Tabii bu her ülkede farklı biçimlerde oluyor.

    2010 yılında ABD ekonomisinin kısmi bir toparlanma içinde olacağını düşünüyoruz. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin de büyüme performansını sürdürecektir. Ancak bunların her ikisi de Türkiye’deki ekonomik büyümeye sınırlı katkı sağlayacaktır. Önemli olan Türkiye’nin yakın ekonomik ilişkide olduğu AB ve son zamanlarda geliştirmeye çalıştığı komşu ülkeleriyle olan ticaretidir. İşte bu bölgelerde ekonomide toparlanma sanıldığı kadar hızlı olmamaktadır. Özellikle Yunanistan’ın içine düştüğü durum Türkiye’yi de etkileyecektir.

    Sınırlı bir canlanma

    İç talebe gelince... Son aylarda Tüketici Güven Endeksleri iniş trendine girmiştir. Üstelik bu küresel olarak gelişmektedir. Bunun çok farklı güdüleri olabilir, ama sanıyoruz en başta krizin yarattığı işsizlik geliyor. Bu durum gelecekle ilgili olumsuz bir algılama ve kaygı yaratıyor. Bir yandan tüketim durgunlaşırken, diğer yandan düşük faizlere rağmen yatırımlardaki çöküntü sürüyor. Yatırımların 2010 yılında artmasını beklemiyoruz. Çünkü 2011 seçimlerinin sonuçları görülmeden yatırımcıya güven gelmeyecektir.

    Özetle, gerek ihracat, gerekse tüketim yahut yatırımlarla büyümenin hızlanması zor görülüyor. Bu nedenle hükümetin öngördüğü yüzde 3,5’luk büyüme (2009’un yüzde 6’lık daralmasının) baz etkisiyle sağlanabilir. Ama bu da yetersiz kalır. İşsizlik oranının düşmesini sağlamaz.

    2010 yılında enflasyon hemen hemen aynı düzeyde kalacaktır. Hedef yüzde 6,5’tur. Şu anda TÜFE yüzde 5,5 düzeyinde görünüyor. Demek ki, MB hedefine artış koymuş. Ancak bu gayet makul; emtia fiyatları yükselirken, ekonomi (kısmen de olsa) canlanırken enflasyon bir miktar kafasını kaldırabilir. Ama bundan daha fazla da olmaz.

    2010 yılında (ekonomi çok çabuk canlanmadığı sürece), ithalatta da patlama olmayacaktır. Sadece fiyat artışları ithalatın faturasını artırabilir. 2009 yılında ihracat 100, ithalat da 135 milyar dolar kadar olduğu taktirde dış ticaret açığı 35 milyar dolarda kalacaktır.. 2010 yılında ise dış ticaret açığının 45 milyar doları bulmayacağını düşünüyoruz.

    Piyasalarda temel değişiklik yok

    Faizlerde yılın ilk 6 ayında hiçbir değişiklik olmaz. Yaz aylarında, ekonomide belli bir canlılık sağlanırsa, Merkez Bankası da yavaş bir faiz artırım sürecine girebilir. Bunu görmek için de küresel gelişmeler son derece etkili olacaktır. Bizce Türkiye’nin MB’sı ulusal veriler dışında FED’i de yakından takip etmektedir.

    Faizlerin artması borsa için de olumlu haber olacaktır. Daha önceden ekonomide canlılık işareti alındığında borsadaki alımlar daha güvenli hale gelecektir. Fakat bu aynı zamanda İMKB’nın önümüzdeki 6 ayda geçici oynamalar dışında kalıcı ve istikrarlı bir yükseliş göstermeyeceğini sergilemekte.

    Son olarak kurdan bahsedelim: Birincisi, dolardaki geçici değer kazanma sürecektir. Parite 1,35’e kadar geri çekilebilir. Çünkü AB ekonomilerinin sağlamlığı bayağı bayağı tartışılır hale geldi. Üstelik ABD’de bankalara dağıtılan paraların bir kısmı geri ödeniyor. Fakat ABD ekonomisinin kronik sorunu olan dış açıkların, güçlü bir doları sürdürmesi neredeyse olanaksız.

    TL’ye gelince.. Dikkat edilirse yaz aylarında küçük çaplı sıcak para girişlerine ve doların dünyada değer kaybetmesine rağmen, TL dolar karşısında değer kazanamadı. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu süreçte batı finans kurumları ile doğrudan yabancı sermayenin daha bonkör davranmadığı anlaşılıyor. Fitch’in kredi notunu artırması da etkili olmadı. Hele kış aylarında TL’nin değer kazanması tümüyle hatalı olur.

    Kısacası; büyümenin 2010 yılı sınırlı toparlanmanın yaşanacağı bir yıl olarak görülüyor. Yatırımcılara da karlı alternatifler kısıtlı görünüyor.

    Kaynak : Hurşit Güneş 29.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:24:01
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #6
    2010: Büyümeye Dönüş, Daha Yüksek Enflasyon, Daha Yüksek Faiz (İnan Demir)

    2010: Büyümeye Dönüş, Daha Yüksek Enflasyon, Daha Yüksek Faiz

    “En kötü zamanlardı, ama en iyi zamanlardı da...” Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikayesi (yaklaşık) böyle başlar. Bu cümle Fransız İhtilali dönemini anlatmak için yazılmış, ama 2009’u da gayet iyi anlatıyor.

    En kötü zamanlardı, çünkü dünya ekonomisi 2. Dünya Savaşı’ndan beri ilk kez bir bütün olarak küçüldü. Aynı şekilde Türkiye ekonomisi de 1945 sonrası en şiddetli küçülmesini yaşadı.

    Ama bir yandan da iyi zamanlardı, çünkü krizin şiddetine rağmen hem Türkiye’de hem dünyada piyasaların 2009’daki performansı gayet iyiydi. İMKB’nin 2009 yılındaki yükselişi %84, Dow Jones’un yükselişi de %20. Yılbaşından itibaren değil de Mart’taki dip noktalarından itibaren değerlendirince yükseliş oranları sırasıyla %119 ve %57. Borsalar için, özellikle Mart sonrasının, iyi zamanlar olduğuna şüphe yok.

    Hisse senetlerindeki bu performans, küçülme anlamında en kötünün 2009 içinde geride kaldığı ve 2010’un büyüme yılı olacağı algısını da yansıtıyor. Bu dünya ekonomisi için geçerli olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de geçerli. 2009’daki şiddetli küçülmenin ardından 2010’da Türkiye ekonomisinin %4.1 büyüyeceğini tahmin ediyoruz.

    Devam etmeden önce temel varsayımı yazalım. Dünya ekonomisinin 2010’da trendin altında ama pozitif büyüyeceğini öngören IMF tahminini esas alıyoruz. Bunun ışığında Türkiye için %4.1’lik büyüme tahmini bizim dünyanın geri kalanından daha hızlı büyüyeceğimiz anlamına geliyor. Bu iyimserliğin birkaç sebebi var. Birincisi baz etkisi, 2009’daki küçülme o kadar şiddetliydi ki 2010’daki toparlanmanın nispeten yüksek bir büyüme hızı yaratmaması kaçınılmaz. Örneğin sanayi üretiminde mevcut üretim seviyelerinde bir ivmelenme olmasa bile 2010’un ilk aylarında (hatta Aralık 2009’dan itibaren) çift haneli büyüme oranları göreceğiz, bunlar GSYH büyümesine de yansıyacak.

    İkincisi Türkiye’de bilançolar sağlam. Bununla kastettiğim halen bir finansal kriz yaşamakta olan ülkelerin tersine Türkiye’de bankalar ve hanehalkının geçmiş borçların yaralarını sarmakla uğraşmak zorunda olmamaları. Bankacılık sektöründe aktif kalitesi ve sermaye yeterlik oranı yüksek, hanehalkının borçluluk oranı ise uluslararası standartlarda çok düşük. Bu sağlıklı bilanço yapısı büyümeye dönüş sürecinde Türkiye’nin çok işine yarayacak.

    Son olarak Türkiye başka gelişen ekonomilere kıyasla dışa daha kapalı. İhracatın milli gelir içindeki payı %25 civarında, bu oran mesela Macaristan’da %83. Yani Türkiye’de büyümenin hızı dünyadaki büyümeden etkilense de sadece dünya büyümesi tarafından belirlenmiyor ve Türkiye’nin hızlı büyüyebilmesi için dünya ekonomisinin de bir o kadar hızlı büyümesi şart değil.

    Büyümeye dönüşün bazı sonuçları olacak. Örneğin bu sene hızla daralan cari açığın 2010’da yeniden genişlemeye başlayacağını tahmin ediyoruz, bu da dış finansman açığı endişelerini gündemde tutacak.

    Bunun yanısıra büyümeye dönüşle birlikte dezenflasyon sürecinin de sonuna geldiğimizi düşünüyoruz. Aslında zaten 2009’daki dezenflasyonu belirleyen temel faktör talep daralması değil, emtia fiyatlarındaki düşüş. Nitekim enflasyonun yakın dönemdeki zirve noktası olan Temmuz 2008’den son gördüğümüz dip noktası olan Ekim 2009’a kadar enflasyondaki 7 puanlık düşüşün %90’ı gıda ve enerji enflasyonundaki düşüşten kaynaklanıyor. Gıda ve enerji dışı enflasyondaki yapışkanlık Türkiye ekonomisinde enflasyonist baskıların ekonomik küçülmeye rağmen hala güçlü olduğunu gösteriyor. 2010’da dezenflasyona talep tarafından gelen destek azalacak, dünya ekonomisinin büyümeye dönmesiyle birlikte emtia fiyatları da destek değil köstek olacak. Bunlara bir de baz etkisi eklenince 2010 sonu enflasyonu hedefe yakın olsa da bu yıldan yüksek olacak, hatta yıl içinde enflasyonun %8’lere tırmandığını göreceğiz.

    Bu tablo, Merkez Bankası’nın 2010’da faiz artırımı öngörmeyen baz senaryosunu tehdit ediyor. Bu senaryonun yılın ilk yarısında geçerli olacağını ama ikinci yarıda Merkez Bankası’nın toplam 200 baz puan faiz artırmak zorunda kalacağını tahmin ediyoruz. Kısacası 2010 büyümeye dönüş, daha yüksek enflasyon ve daha yüksek faiz yılı olacak. Bir başka deyişle 2009 iskontolu ve sabit kuponlu tahviller ile faize duyarlı banka hisselerinin yılı olmuştu; 2010 değişken faizli ve enflasyona endeksli tahviller ile faize daha az duyarlı hisselerin yılı olacak.

    Kaynak : İnan Demir 29.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:29:38
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #7
    2010 Beklentileri (Oğuz Büktel)

    2010 Beklentileri

    2010 yılında dünyada ve Türkiye’de en önemli tema ekonomik büyümeye dönüşün hızının ne olacağı olacak. Kötü bir 2009 yılının ardından ekonomi 2008 yılı üretim seviyesini yakalayacak mı? Dünyada yaşanacak ekonomik toparlanmadan Türkiye ne kadar etkilenecek,ihracatını ve iç talebini ne ölçüde toparlayacak. Ve tabii bunun enflasyona, faizlere, şirketlere yansıması nasıl olacak.

    Ana senaryomuzda Türkiye’nin 2004’den beri sürekli bir önceki yıla kıyasla daha düşük büyüme gösteren ve hatta 2009’da %6’nın üzerinde küçülmesini beklediğimiz ekonominin, baz etkisi nedeniyle bir kıpırdanma yaşayacağını ve %4.1 oranında büyüyeceğini düşünüyoruz.

    2009 yılında yaşanan krizin yarattığı ortamla birlikte %5.5’a kadar gerileyen enflasyonda ise bir kıpırdanma olmakla birlikte asıl riskin talep kaynaklı değil, dünyada yaşanacak ekonomik toparlanmayla birlikte emtia fiyatları ve özellikle petrolün seyri olacağını düşünüyoruz. Dünyada 2009 yılında en agresif faiz düşüşünü yapan Merkez Bankası’nın

    2010 yılında para politikasının nasıl şekilleneceği ise merak konusu. Piyasa beklentileri 2. çeyrekte yapılacak bir artışa yoğunlaşırken, fiyatlamalar %7 civarında bir enflasyonun beklentilerin ağırlığını oluşturduğunu gösteriyor. 2. çeyrekte yapılacak sınırlı bir faiz artışının (25+25 baz puan) beklenti yönetimi açısından gerekli olduğu düşünülse bile, Merkez Bankası’nın açıklamaları ve 2009 yılındaki tarzı, düşük faizlerin olabildiğince korunması tercihinde bulunma olasılığını artırıyor. Eğer enflasyon beklentileri fiyatlamaların ötesine giderse, Merkez Bankası 3. çeyrekte bir faiz artırımı yapmak durumunda kalabilir, aksi takdirde 4. çeyreği beklemesi ve yılı 100 baz puan civarında bir artışla kapatması da sürpriz sayılmayacaktır. Ancak dünya Merkez Bankalarının tavrı da burada çok önemli. Fed, Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının 2010 yılının son dönemine kadar faiz artışları yapmadığı varsayımıyla bu senaryonun gerçekleşme olasılığı yükselecektir.

    Cari denge açısından bakıldığında ise ekonomide yaşanan büyük küçülme ile 12 milyar dolara gerileyen cari açığın, 2010’da 23 milyar dolar civarında gerçekleşmesini olası görüyoruz. Bu rakam milli gelirin %3.2’sine denk gelmekte ve kontol edilebilir düzeyde olduğu varsayılmakta. 2006-2008 arasına yılda ortalama %5.9 olan bu oranın Türkiye’nin algılanmasını olumsuz etkileyebilecek bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Ancak Türkiye’nin finanse edilmesi gereken açık miktarının yaklaşık 10 milyar dolar civarında olması nedeniyle, yine de özellikle kur üzerinde zaman zaman volatilite yaşanabilecek bir ortamın oluşması mümkün gözüküyor, özellikle de IMF ile bir anlaşma olmadığı takdirde.

    2010 yılında Hazine’nin iç borç çevirme oranının yine %100 üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. Bu yüksek oranın hem faizleri yükseltme yönünde bir etkisi, hem de ekonominin büyümesi üzerinde olumsuz bir etkisi olacağını düşünüyoruz. Toplam borçluluk açısından ise Türkiye'nin borçlarının milli gelire oranının %50’nin altında kalması, düşüşte bir durulmaya rağmen, uluslararası benzer ülkelerle kıyaslandığında halen düşük ve Maastricht kriteri olan %60’ın altında. Bunun ülke riskini düşüren önemli bir faktör olduğunu düşünüyoruz.

    Türkiye’de 2009 yılında ulaştığımız %15 civarı işsizlik oranının 2010 yılında da bu düzeylerde kalması en önemli ekonomik olgulardan biri olarak politika tarafında da etkili olabilecek. 2011 yılında yapılması gereken genel seçimlerin, 2010 yılında bir erken seçime dönüşüp dönüşmeyeceği tartışmaları ön plana çıkabilir.

    İMKB’ye göz atarsak 2009 yılında İMKB’nin performansının dünya borsalarının ötesine çıkmasının ardında yatan “agresif” para politikasının geri dönüşünün zamanlaması ve düzeyi performans üzerinde etkili olacak. Merkez Bankası faiz artışı ne kadar gecikirse hisse senetleri için daha olumlu bir tablodan söz etmek mümkün gözüküyor. Hisse senetlerini olumlu etkileyen momentumun yeni yılın ilk ayına doğru da devam etmesi beklenebilir. Son 20 yılda borsada dolar bazında %30 ve yukarısı getirile yakanan yılların ardından Ocak ayı performanslarının dolar bazında %11 ortalamaya denk gelmesi (9 yılın 5’inde pozitif performans sergilemesi) bu olasılığa sınırlı destek veren bir istatistik olarak ortaya çıkıyor.

    Ekonomik toparlanma alanında Türkiye %6.3 küçülmeden %4.1 büyümeye dönerek gelişen piyasalar arasında en hızlı 3. toparlanmaya sahip olacak gibi gözüküyor. Bu borsa açısından da olumlu bir gelişme. Ancak öte yandan, 2010 yılında bankaların 2009 yılı performanslarını yakalamalarının zor olduğunu düşünüyoruz. Faizlerin yükselişinin gerçekleşeceği bir yılda, faiz marjlarının ve karlılıkların zorlanması olası. % 4 civarında kalacak büyümenin ise borsayı tümüyle sürükleyecek bir senaryo üretilmesini zorlaştırdığını düşünüyoruz. Ancak yine de 2009 yılının kötü ekonomik performansının ardından yaşanacak bir büyümenin, şirket bilançolarına olumlu yansımasının henüz kar beklentilerine tam olarak yansımaması nedeniyle, açıklanacak olumlu rakamlar ve yapılacak yukarı revizyonlarla şirket bazında güçlü performanslar görülebileceğini ve bunun da borsanın 2008 yılı sonundaki zirvelerini test etmesini sağlayabileceğini düşünüyoruz. Dünyadaki gelişmelere göz atarsak, ekonomi politikalarının görece gevşek düzeyde olması, risk primlerinin de buna paralel düşük kalacak olması, ekonomi ve şirket karlarındaki toparlanma, makul değerlemeler ve gelişen piyasalar gibi riskli varlık fiyatlarında balon oluşumu ihtimali gibi nedenlerle, 2010 yılında görülebilecek parasal sıkılaştırma hamlelerinin ilk dönemlerinin hisse senedi piyasalarını çok olumsuz etkilemesini beklemiyoruz. Özetle, likidite hareketlerinin borsaları olumsuz etkileyecek düzeye ulaşması için daha epey zamana gerek olabilir. Ancak genişleyici politikalardan çıkış sinyalleri gelmeye başladıkça, senenin ilk yarısında piyasalarda birkaç aya kadar uzayabilecek bir düzeltme süreci yaşanarak, piyasaları düşürebilir. Bunun endikatörleri ise doların daha fazla yükselişi ve eşzamanlı ABD tahvil faizlerinde artış trendi olacaktır.

    Böyle bir olası düzeltmenin orta - uzun vade için Türk hisse senetlerinde alım fırsatı olacağını düşünüyoruz. Benzer ülkelerle kıyaslandığında İMKB’nin sahip olduğu 10 civarındaki Fiyat Kazanç oranının diğer gelişmekte olan ülkeler ortalamasına göre %25 civarında düşük olması önemli bir avantaj.

    2010'un genelinde ise İMKB'de makro bir değerlendirmedense, mikro düzeyde bir bakış açısının öne çıkacağını düşünüyoruz. Bunun yansıması hisse ve sektör bazında hareketler şeklinde olacaktır. Orta - uzun vadede güçlü büyüme hikayesi ve nakit akışı olan şirketlerin tercih edilmesini öneriyoruz. Bunun yanında temettü verimliliği yüksek olan şirketleri, yılın ilk yarısında yaşanabilecek bir düzeltme hareketine karşı bazı defansif hisseleri ve uzun vadede enflasyona karşı daha güvenli ("hedge") olabilecek iş dallarını portföylere dahil etmeyi öneriyoruz.

    Kaynak : Oğuz Büktel 28.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:32:26
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #8
    Eğer Bir Kürem Olsaydı... (Tanju Görgülü)

    Eğer Bir Kürem Olsaydı...

    Bilgi, gerçek ve görüş arasında dünyalar kadar fark var. Önümüzdeki bir yıl içinde bizi neler beklediğini yazmak için üçünden bir harman lazım. Bu işlerden oldum olası çekinirim. Biri beni ciddiye alıp zarar eder diye. Ama her Türk evladı gibi görüş konusunda kısa kalmam. Yapım böyle.

    Önce dünya. 2008 krizinin ikinci devresi başlar. Gelişmiş ülkelerin krizden çıkmak için sarıldıkları “düşük faiz – yüksek borçlanma” sarmalı bence devam eder. Fazla bir kriz çıkarmadan da idare eder. Ama reel ekonomide işlerin düzelmesi 2011’e kalır. Yani Japonların “kaybolan yıllar” dediği ve 1990-2000 arasını kapsayan ağır aksak döneme benzer bir dönemden geçeriz. Reel sektör çalışır, ama tadı olmaz.

    Gelişmekte olanlarda durum ülke bazında değişiklik gösterir. Üretim ve maliyet avantajı olanlar ve halkı çok borçlu olmayanlar daha hızlı bir toparlamaya girer. Halkı da, ülkeside boğazına kadar borca girmiş olanlar zorlanır. Küçük ve orta boy ülke krizleri gelir.

    Bize gelince. Biz aradan kaynamaya adayız, ama bizim durum malum. Her an kendimizi denizlere atıp sapıtabiliriz. Kamunun finansman yapısı bozuldu. Kimse “sen bir de İngiltere’ye bak” demesin. Ne ekonomimiz benziyor, ne dünyadaki yerimiz. Ortaya konan orta vadeli planın parametreleri, belli ki volatilitede test edilerek konmamış. Ben gösterge faiz ile enflasyon arasındaki makasın daha fazla açılmasından çok, hem enflasyonun hem faizin daha yüksek bir seviyede dengeleneceğini düşünüyorum. Üçüncü çeyrekten sonra seviyelerde bir parça düşüş olabilir.

    Böyle bir durumda döviz üzerinde baskı az olur. İhracatçılar için iyi haber değil. Öte yandan dünyada hammadde fiyatları sakin gidecek gibi. Yani girdi maliyetlerinde –enerji hariç- zor bir yıl olmasını beklemiyorum. Enerji hariç; çünkü kamu finansmanı için alınması gereken tedbirler “vergi reformu” gibi orta ve uzun vadeli planlardan çok ÖTV ve KDV’ye yüklenilme şeklinde olur. Benzin, doğalgaz, mazot, elektrik gibi girdilere üç-beş kuruş yüklersen, “vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sloganından daha çabuk sonuç alırsın. Nasılsa işsizliği ekonomik kalkınma modelinden çıkardık.

    Yatırımlar için iyi bir yıl beklemiyor bizi. “Krize inat” hikayeleri azalır. Fazilerin arttığı, devletin borç piyasalarında estiği bir ortamdan bahsediyoruz. Yabancı sermaye girişi karışık iş. Bir taraftan hasar tespiti devam ederken doğrudan yatırım iştahı azalır, diğer yandan yurtdışında düşük faiz devam ederken portföy yatırımlarında ilgi olabilir. Kestiremedim.

    Tüm bu gelişmelerin ışığında borsa patlar. Yukarıdaki tablo ile nasıl patlar demeyin. Borsa bir yolunu bulur.

    Kaynak : Tanju Görgülü 28.12.2009


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    03.01.2010 0:34:47
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    Cevapla  Konu Gönder 

    Bu Konuyu Görüntüleyenler
     1 Misafir

    Benzeyen Konular
    Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
      Muhabbetli VOB Takip Sayfası (Haziran 2010 Vadeli) VOBiX 93 16,401 07.10.2010 1:00:40
    Son Mesaj: zozo
      Muhabbetli VOB Takip Sayfası (Nisan 2010 Vadeli) ToKoBa 3,261 213,391 02.05.2010 23:37:39
    Son Mesaj: VOBiX
      VOB Takip Sayfası (Şubat 2010 Vadeli) VOBiX 1,325 174,090 26.02.2010 21:50:00
    Son Mesaj: VOBiX

    Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle | Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder | Bu Konuyu Favorilerime Ekle
    Bu Konuya Üye Ol
    Bu Konuyu Oyla:
    Forumlar Arası Geçişi

    Yasal Uyarı : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz
    Toplist
    Elektronik ortamdaki farklı kaynaklarda yer alan sermaye piyasası araçlarına ilişkin yorum ve tavsiyelere dayanarak işlem gerçekleştiren yatırım-
    cıların mağduriyetlerinin baştan engellenmesi için yatırımcıların; (1) Sanal ortamda yer alan bilgi, yorum, görüş ve önerilere dayanarak işlem yapmaktan kaçınmaları, (2) Kendisini yatırım uzmanı olarak göstermeye çalışan yetkisiz şahıs, şirket, internet sitesi ya da forumlar tarafından yapılan yorum, tavsiye ve iddialara inanmamaları, (3) Zarara uğramamak için gerekli basiret, dikkat ve özeni göstermeleri, sanal ortamdaki dedi-
    kodu ve yorumlara güvenerek işlem yapmaları durumunda uğradıkları zararı tazmin etmeleri imkânının bulunmadığını bilmeleri, (4) Yatırım tavsiye-
    lerini sadece yatırım danışmanlığı yetki belgesine sahip olan kurumlardan almaları, (5) Yatırım kararlarını yatırım danışmanlığı yetki belgesine sahip aracı kuruluşlar veya diğer piyasa profesyonelleri tarafından yapılmış analiz ve araştırmaları değerlendirerek vermeleri, gerekmektedir. SPK
    Norton Güvenli Site
    İyi Siteler Dizini - Yatırım Borsa