2010 Volatilite Yılı Olacak!
Bu yıl herkes diken üstünde oturacak.
Kimseye rahat yok. Uzun vadeli bir pozisyon alayım, bunu uzun süre koruyayım diyenler hop oturup, hop kalkacaklar.
Temel varsayımım; 2009’da bedava para ve sorunların halı altına süpürülmesi ile yaşanan bahar havasının 2010’un ilk bölümünde bir şekilde düzeltileceği, sonrasında daha mutedil bir yükseliş yaşanacağıdır.
Sırf baz etkisinden dolayı önümüzdeki yıl, bir çok ekonomi pozitif büyüme rakamları üretecek. Her ne kadar bir çoğu kriz öncesi 5 yıllık ortalamalarından geride kalacak olsa da beklentilerin pozitife dönmesi açısından olumlu algılanacaktır.
AB ile ABD arasında krizin çözümü konusundaki felsefi tartışmanın bu yıl sonuçlanmasını beklemek hayal olur. AB daha sıkı kontrol edilen bir mali sistem önerirken, ABD bunun yaratıcılığı kısıtladığını iddia ediyor.
ABD’nin tercihi aslında Wall Street’in tercihi. Bu tercihe bağlı olarak Fed başta olmak üzere, tüm merkez bankaları piyasadan likidite çekme işini ağırdan alacaktır. Finans dünyasının; “krizin tekrarının maliyeti çok daha yüksek olacağından,
iyisi mi bol likiditeye ve teşviklere devam şantajı” korkarım bu yılda da sürecek.
Global enflasyon endişeleri korkulduğu kadar kısa zamanda gündeme gelmeyecek.
Likiditenin devamının koşulu ABD’nin boçlanmaya devam edebilmesine bağlı. Bu nedenle
ABD’ye borç verme konusunda en ufak bir tereddüt oluşması durumunda sorun çıkacaktır. Bu sorun 2010’da değil ancak daha sonrasında gündeme gelebilecek.
Lehman kadar olmasa da özellikle
gelişmiş ülkelerin finans sektöründen gelebilecek “sürpriz bir batış” haberi yapılan her şeyi berbat edebilir. Hele ki iflâs benzeri bir haber Dubai gibi küçük olmayan bir ülkeden gelecek olur ise şok daha büyük olabilir. Bu konuda İngiltere’nin adını bu yıl sıkça duyuyor olabiliriz. Bunun olmaması için şantajın bir parçası olarak;
varlık fiyatlarına konstantre olmuş merkez bankaları(!) başta olmak üzere “karar verenler” herşeyi yapacaklardır.
Küresel ekonomide 2010 yılın büyümenin yaşandığı, pozitif bir yıl olması beklentisine karşın; tüm dünyada reel ekonomiden ayrışan finansal piyasalarda, yılın ilk çeyreği/yarısında önemli bir düzeltme olması gerektiğini düşünüyorum. Reel ekonomiler, bedava parayla beslenen finansal piyasalara bir türlü yetişemediler, çok gerisinde kaldılar. Bu düzeltme;
ikinci V’si birincisine oranla daha kısa olan bir W (aksak W) şeklini andırabilir. Bu olmadığı takdirde “halının altının” çok kalabalıklaşma ihtimali yüksek. Gün gelir halı, altındakileri gizleyemez hale gelebilir.
Adına “Aksak W” denmese bile önümüzdeki yıl boyunca kısa süreler içinde
yüzde 25 aşağı, yüzde 15 yukarı salınan finansal piyasalar göreceğiz. Zira bir yandan büyümenin kanıtları aranacak, diğer yandan bir türlü düşürülemeyen küresel işsizlik, yükselemeyen konut fiyatlarıyla uğraşacağız.
Büyümenin başlaması konusunda ABD, AB’ye oranla “teknik olarak” daha şanslı görünüyor. AB; İngiltere ve Doğu Avrupa’dan sonra son olarak Yunanistan’la uğraşırken; ABD sorunlarını en azından yüzeyde de olsa çözmüş görünecek. Bu durumda faiz artışında da ABD başı çekecektir. 2009’da hemen herşey doların aleyhine iken bile 1.60’taki bir önceki zirvesine çıkamayan euro, bu yıl dolar karşısında önemli ölçüde gerileyecek.
Bu yıl doların yılı olacak. 2009’da doların zaafiyetinden faydalanan euro, bu yıl doların toparlanmasıyla 1.30’ların bile altına inebilir.
Doların değer kazanması durumunda; 2009’da yıldızı parlayan
altını ve doların rezerv para olma özelliğini kaybettiğini 2010’da daha az konuşur olacağız. Yeni rezerv para birimi olurşturma tartışmaları da 2011’e kalabilir.
Başta
Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin AB ve ABD’nin yaratacağı boşluğu doldurması bence zor. Arada ciddi bir “sıklet” farkı var. Yine de gelişmekte olan ülkeler kıvraklıkları ve kriz tecrübeleri sayesinde daha hızlı toparlanacaklardır. Ülkeler arasında krizden çıkma ve büyüme konusunda ciddi farklar olacaktır. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in oluşturduğu BRIC tanımından Rusya çıkabilir; yerine Türkiye, G.Kore veya Meksika dahil edilebilir.
Türkiye olarak biz kriz tecrübesi, sağlam bankacılık ve düşük borçluluk sebebiyle “şanslı” görülenlerden biri olsak da en büyük
ihracat pazarımız AB’deki büyüme konusundaki sorunlar bizi mutlaka olumsuz etkileyecektir.
İşsizlik tüm dünyada “öncü göstergelerden” biri olacaktır. Bu konudaki veriler gecikmeli toplanıyor olsa da, büyümenin ve talebin sürdürülebilirliği açısından işsizlik verileri daha yakından izleniyor olacak.
Dünya için bir kaç nokta tahmin:
Euro/dolar paritesinde 1.4150 ilk ara hedef ki 2009 yılı içinde bile görülebilir. Ardından 1.3650 seviyesi yılın ilk yarısında görülebilir. Bu hareketin ardında yılın ilk yarısında gelebilecek sert bir düzeltme hareketi nedeniyle pozisyon kapanması olur ise doların euro karşısında 1.2850'ye kadar değer kazandığını bile görebiliriz. Sürpriz dip seviye 1.2450 olabilir. 1.5250'nin üzerinde ardışık iki-üç haftalık bir kapanış tüm bu senaryoyu çöpe atar ki o zaman da büyük olasılıkla küresel piyasalarda “ikinci dip vs.” gibi konuları tartışıyor oluruz.
ABD’nin yüksek stokları, reel ekonomi tarafında pozitif gelişmelerin gecikmesi ve finansal piyasalardaki düzeltme gibi sebeplerle birlikte yılın ilk yarısında ham petrol fiyatlarında 65 dolar seviyelerine doğru bir gerileme yaşanabilir. Yılın ikinci yarısından sonra ise 80-90 dolar bandını konuşuyor olabiliriz.
Gelelim Türkiye’ye...
Küresel ekonomi ve likidite koşullarındaki olumluluk bizi de pozitif etkileyecektir. Ancak en büyük ihracat bölgemiz olan AB bölgesinde
uzak doğulu rakiplere pazar payı kaybediyor olmamız, euronun değer kaybetmesi ise olumsuz yansıyacaktır. Euro bölgesine ihracat yapanların, 2010 yılında
kur risklerini daha dikkatli yönetmeleri gerekecek.
Kamu maliyesinde 2009’dan kalan sorunlar ve buna bağlı olarak borçlanmanın artmış olması,
reel sektör ile devlet arasındaki fon paylaşım meselesini gündeme getirecektir. Ek bir kaynak, yeni doğrudan yatırım gelmediği takdirde; ki bu ihtimaller 2009’dan daha da iyi olmayacaktır; TL faizlerinin genel seviyesinin 2009 kapanışına göre 200-400 baz puan yükselmesi kaçınılmaz olacaktır.
Yine de önümüzdeki yıl
özel sektör tahvillerinin, yeniden piyasalara döndüğü bir yıl olacak. Bu tahviller, tasarruf sahipleri ve yatırımcılar için yeni bir alternatif olacaktır.
Yılın ilk yarısında “ikinci dip” tarzı sert bir düşüş olmadığı takdirde
2010’da yeni bir IMF anlaşması yapılmayacaktır. Bu da 2010 yılında “çıpa” ihtiyacını arttıracaktır.
Türkiye için 2010’daki asıl sorun ekonomik olmaktan çok politik olabilir.
3 açılımın aynı anda devreye alınmış olması, bunlardan Kürt açılımının Habur’a takılması, Ermeni açılımının Nisan ayına kadar meclisten geçmesi siyasi gerilimi arttıracaktır.
Burada yaşanabilecek sorunlar
2010 yılında bir erken seçim ihtimalini arttırabilir. Üstelik bu artış meclis aritmetiğinden değil, ekonomik sorunlar ve de işsizlikten bunalan “sokaktan” bile kaynaklanabilir. Normal tarihi Temmuz 2011 olan seçimin erken alınması durumunda, sonbaharda Türkiye yeni bir genel seçim yaşayabilir. Böylesi bir seçim sürecine girilir ise bunun ekonomiye ve piyasalara etkisi olumsuz olacaktır. Seçim süreci sadece bize has bir süreç de değil. Önümüzdeki iki yıl içinde 47 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede seçim varmış.
Ancak bizdeki seçimin ABD’nin Kuzey Irak’tan çekilmeye başladığı, İran’ın nükleer konusunda Batı ile çatışmasının arttığı bir döneme denk gelmesi ayrı bir öneme sahip.
Türkiye’ye dair bazı nokta tahminler:
İMKB’de bu yıl içinde 41,000-42,500 seviyelerine kadar bir düzeltme olmasının “yerinde olacağını” (böylelikle “geride kalmış boşluklar” da kapanacak), seçim ihtimalinin artması durumunda ise 35,000 seviyelerinin görülmesinin muhtemel olduğunu düşünüyorum.
Yok her şey yolunda gider; seçimler normal zamanında yapılır, Kuzey Irak’ta ABD ve Kürt yönetimiyle bir “işbirliği anlaşması” imzalanır, Ermenistan açılımında sorun çıkmaz, AB ile bütün “fasıllar” açılır o zaman da değil 58,000; 71,000 bile az gelir...
Her senenin olmazsa olmazı...
Dolar/TL kurlarında 1.4650-1.6350 bandında bir hareket görebiliriz. Bu bandın dışına çıkılmış olması piyasadaki risklerin arttığı anlamına gelecektir. 2011 yılının 1.5850 seviyesinde kapanması da nokta tahminim.
Yeni yıl hepimize umut ettiklerimizi getirsin...
Kaynak : Ali Ağaoğlu 29.12.2009